King of Jazz Türkçe Çeviri

Cazın Kralı – Donald Barthelme

Yazan: Donald Barthelme Orijinal İsim: King of Jazz Yayımlanma Tarihi: 1978 Türkçe'ye Çeviren: Aykut Kutucu

Ee, artık cazın kralıyım, diye düşündü Hokie Mokie, trombonunun kızağını yağlarken. Yıllardır bir hurdacı cazın kralı olmamıştı. Ama şimdi Spicy MacLammermoor, eski kral, öldüğüne göre, sanırım yenisi ben oluyorum. En iyisi şu pencerenin önünde birkaç nota çalayım, kendimi rahatlatmak için.
Kaldırımda duran biri “Vay canına” dedi. “Şunu duyuyor musun?”
 “Duyuyorum,” dedi yanındaki arkadaşı.
“Mükemmel yerli Amerikan caz müzisyenlerimizi birbirinden ayırt edebiliyor musun?”
 “Eskiden edebiliyordum.”
 “Pek kimdi bu çalan?”
 “Bana Hokie Mokie gibi geldi. O az ama özenle seçilmiş notalar, aydınlatıcı bir ışık saçıyor.”
 “Ne?”
“Aydınlatıcı ışık, yalnızca Pass Christian, Missisippili Hokie Mokie ayarında sanatçılarda vardır.   Spicy MacLammermoor gittiğine göre, artık cazın kralı o.”
Hokie Mokie trombonunu, trambon kılıfına koydu ve bir gösteriye gitti. Gösteride herkes önünde diz çöktü, selamladı.
“Merhaba Bucky! Selam Zoot! Selam Freddie! Selam George! Selam That! Selam Roy! Selam Dexter! Selam Jo! Selam Willie! Selam Greens!”
 “Ne çalıyoruz Hokie? Artık cazın kralı sen olduğuna göre, karar vermek sana düşer.”
” ‘Smoke’ nasıl olur?”
“Vayy!” dedi herkes. “Duydun mu? Hokie Mokie sadece kelimeyi telaffuz ediş şekliyle bir adamı yere serebilir. Adamda nasıl bir tonlama var! Yüce Rabbim!”
 ” ‘Smoke’ çalmak istemiyorum,” dedi başka biri.
“Şunu tekrar söyler misin birader?”
 ” ‘Smoke’ çalmak istemiyorum. ‘Smoke’ aptalca. Geçişleri beğenmiyorum. ‘Smoke’ çalmayı reddediyorum.”
 ” ‘Smoke’ çalmayı reddediyormuş! Ama Hokie Mokie cazın kralıdır ve o ‘Smoke’ diyor.”
 “Dostum, sen başka şehirden falan mı geldin? ‘Smoke’ çalmayı reddediyorum da ne demek? Sen bu işi nasıl aldın bu arada? Kim aldı seni?”
 “Ben Hideo Yamaguchi. Japonya, Tokyo’danım.
 “Ooo, sen şu Japon kedilerindensin ha?”
 “Evet, Japonya’daki en iyi trambon çalan kişiyim.”
 “Çalışını duyana kadar burada yerin var. Söylesene, Tokyo’daki en iyi caz mekânı hâlâ Tennessee Tea Room mu?”
 “Hayır, artık en iyi mekân Square Box.”
 “Güzel. Tamam, şimdi Hokie’nin dediği gibi ‘Smoke’ çalacağız. Hazır mısın Hokie? Tamam, dörde kadar sayacağım. Bir! İki! Üç! Dört!”
Hokie’nin penceresinin altında duran iki adam, onu kulübe kadar takip etti. Şimdi diyorlar ki:
“Yüce Tanrım!”
“Evet, bu Hokie’nin meşhur “İngiliz gün doğumu’ tarzı çalışı. Güneşten gelen ışınlarla çalıyor, kırmızı ışınlar, mavi ışınlar, yeşil ışınlar, mor bir merkezden yayılan yeşil ışınlar, koyu bir merkezden yayılan zeytin rengi ışınlar…
 “Şu genç Japon arkadaş da epey iyi.”
“Evet, epey iyi. Ayrıca kornoyu da bir garip tutuyor. Bu iyi bir müzisyen olduğunun işaretidir.”
“Kafası dizlerinin arasına girecek kadar eğilmiş- yüce Tanrım, adam harika!”
Harika, diye düşündü Hokie. Belki de onu öldürmeliyim.
Fakat tam o sırada, önüne aldığı dört buçuk oktavlık marimbayı ittiren bir adam kapıya geldi. Evet, bu Şişko Jones’du ve daha kapıdan tam olarak girmeden çalmaya başladı.
“Ne çalıyoruz?”
“Billie’s Bounce.”
“Ben de öyle düşünmüştüm. Nereden?”
“F.”
“Ben de öyle düşünmüştüm. Sen Maynard ile çalmıyor muydun?”
“Bir süre o gruptaydım. Hastaneye kaldırılana kadar.”
“Neden?”
“Yorulmuştum.”
“Hokie’nin fantastik çalışına ne ekleyebiliriz?
“Biraz yağmur ve yıldız nasıl olur?”
“Biraz küstahça sanki?”

“Sor bakalım ne diyecek.”
“Sen sor, ben korkuyorum. Cazın Kralı’nın şakası olmaz. Şu genç Japon da iyiymiş.”
“Adam bir harika.”
“Sence Japonca mı çalıyordur?”
“İngilizce çalmadığına eminim.”
Bu trombon 25 yıldır boynumu yeşile çalıyor, diye düşündü Hokie. Nasıl oluyor da bu yaşımda bile yeni bir meydan okumayla karşılaşıyorum?
“Eee, Hideo-“
“Efendim Bay Mokie?”
“Hem ‘Smoke’ hem de ‘Billie’s Bounce’da iyi iş çıkardın. Üzülerek söylüyorum ki en az benim kadar iyisin. Aslına bakarsan, benden de iyi olduğunu düşünüyorum. Düşüncesi bile iğrenç ama, işte durum bu. Daha yirmi dört saattir cazın kralıyım ama bu sanatın acımasız mantığı hakikati duyduğumuzda önünde eğilmemizi istiyor.”
“Belki de yanılıyorsun?”
“Hayır, benim kulaklarım var. Yanılmıyorum. Hideo Yamaguchi cazın yeni kralıdır.”
“Fahri kral olmak ister misin?”
“Hayır, kornomu katlayıp uzayacağım. Sahne senindir, Hideo. Sıradaki parçayı sen seçebilirsin.”
“‘Cream’ nasıl olur?”
“Tamam, Hideo’yu duydunuz. ‘Cream’. Hazır mısın Hideo?”
“Hokie, gitmek zorunda değilsin. Sen de çalabilirsin. Sadece biraz yana doğru kay- “
“Teşekkür ederim Hideo, çok yücesin. Sanırım hazır buradayken biraz daha çalabilirim. Pesten giriyoruz tabi ki.”
“Hideo ‘Cream’de harikadır!”
“Evet, sanırım en iyi parçasıdır.”
“Şu taraftan gelen ses de ne?”
“Hangi taraf?”
“Sol.”
“Hayatı parçalıyorlarmış gibi gelen sesi mi diyorsun? Kutup ayılarının buzları geçerken çıkardığı ses gibi? Uçuşa geçmiş bir sığır sürüsü sesi gibi? Erkek denizaygırlarının suyun dibine inerken çıkardığı ses gibi? Katmai Dağı’nın tepesinde tüten fümerole sesi gibi? Vahşi bir hindinin derin, yumuşak ormanda yürüyüş sesi gibi? Appalaş bölgesinde bir kunduzun ağaçları çiğneyişinin sesi gibi? Bir istiridye mantarının ağaç gövdesinde bitmesinin sesi gibi? Sierra Nevada dağında gezinen bir katır geyiğinin sesi gibi? Çayır köpeklerinin öpüşme sesi gibi? Ayrıkotunun yuvarlanışı ya da bir menderesin sesi gibi? Sable Burnu’nda hunharca deniz yosunu yiyen deniz ineği sesi gibi? Arkansas’ta sürülerle hareket eden koatilerin sesi gibi? Bir yerle- “
“Yüce Tanrım, bu Hokie! Cup mute ile bile Hideo’nun tozunu attırıyor'”
“Hideo diz çöktü! Tanrım, kılıcına uzanıyor- Durdurun onu!”
“Yok artık! Bu gördüğüm en heyecanlı ‘Cream’ performansıydı! Hideo iyi mi?”
“Evet, birisi su getiriyor.”
“Adamımsın Hokie! Bu gördüğüm en efsanika şeydi!”
“Tekrardan cazın kralı sensin!”
“Hokie Mokie adamın dibidir!”
“Evet, Bay Hokie efendim, kabul etmeliyim ki sahnede tozumu attırdınız. Görüyorum ki önümde çalışmam ve öğrenmem gereken yıllar var.”
“Sorun değil evlat. Kafana takma. En iyimizin bile başına gelebiliyor. Hatta sadece en iyimizin başına geliyor. Şimdi herkesin eğlenmesini istiyorum çünkü ‘Flats’ çalacağız. Sırada ‘Flats’ var.”
“İzninizle efendim otele dönüp eşyalarımı toplayacağım. Burada öğrendiğim her şey için çok minnettarım.”
“Sorun değil Hideo. Sana iyi günler. He-he. Şimdi, ‘Flats'”.


Yazan: Donald Barthelme
Orijinal İsim: King of Jazz
Yayımlanma Tarihi: 1978
Türkçe’ye Çeviren: Aykut Kutucu