Zevk Alma Sanatı 101

Zevk Alma Sanatı

21. yüzyıl… Yani İsa doğduktan sonra insanlar 2000 yıl yaşamış ve yaşamaya da devam ediyor. Yaşadıkça acı çekiyor, yaşadıkça yaşamaya değecek bir şeyler arıyor. Bense aklımın bir köşesinde her zaman İncil’den bu öğüdü taşıyorum : Memento Mori, Ölümü Hatırla.

Evet, İsa kendisini biz günahkar kullar için feda etmiş olabilir. Fakat hala Kabil’in yürüdüğü yollarda yürüyen yine bizleriz. Hayat spiralindeki önemsiz noktalardan, acaba hangisindeyiz?

Ölümü hatırladıkça, yani yok oluşu, yani yaptığım, yapacağım her şeyin anlamsız kalacağı anı hatırladıkça, yaşamayı unutuyorum. Eğer ölümden sonraki hayata inanabilseydim, koyu bir Katolik olurdum. İnanamadığım için, büyük bir boşluk oldum. İnanın bana, istediğim her şey olabilirdim. Sonra durdum ve düşündüm. Neden isteyeyim ki, dedim. Damarlarımda dolaşan bireycilik yavaş yavaş usumu ele geçirdi. Düşünsenize, bir şeyler yaratıyorsunuz ve ardından yok olup gidiyorsunuz. Siz yok olduktan sonra, yarattıklarınız milyonlarca insanın hayatını değiştiriyor. Bebekler daha uzun süre yaşıyor. İnsanlar veba salgınlarıyla topluca ölmüyor vs… Peki sonra? Aynı insanlar savaşlarda birbirini daha vahşi bir şekilde öldürmüyor mu? Ya da o kadar aşırı nüfusun yaşaması için milyonlarca ağaç, dolayısıyla milyonlarca fazlası canlı katledilmiyor mu? Ne işe yaradı peki yarattığınız şeyler?

İnsan bencilleştikçe zararsızlaşıyor düşüncemi buraya bağlıyorum işte tam olarak. Tamamen kendini düşünen, yaptığı her şeyde motivasyonu kendisi olan bir kişinin karşısına, evrendeki her şeyi düşünerek hareket ederek yaşayan birini koyarsak terazi dengede kalabilir. Dengeyi bozansa, kendisine ve kendi türüne yüce anlamlar katarak, evrenin sahibi gibi davrananlardır. İnsanlığın faydası için hareket eden her insan, aslında hem insanlığa hem de evrene zarar veriyor. Bilinçsizce tabii ki… Tıpkı atom bombası örneğinde olduğu gibi… Şimdi bir doktor çıkıp, her yıl milyonlarca insanı öldüren kansere çare bulsa, bu insanlığa faydalı mı olur yoksa dünyanın sonunu mu getirir? Belki de bunu, sevdiği insan kanserden ölen bir kişiye sormalıyım…

İşte anlatmak istediğim nokta budur ve bunu da kendi iyiliğim için anlatıyorum. Dünya’da var oluşumuzu anlamlı kılacak tek şey, yaşadığımız her an zevk almaya çalışmaktır. Nasıl mı? Aslında çok basit. Her canlının yaşama ve ölme hakkına saygı duyarak, canımızın istediği şeyi, istediği zamanda, istediği yerde, istediği kadar yaparak. Sıkılınca bırakıp, yeni bir uğraş bularak. Ama her istediğimizi yapmalıyız. İsteyip de  yapamadığımız her şey, hayatımız boyunca bizi ölmekten korkutacaktır. Ancak her istediğimizi yaptığımız zaman, ölümü normal bir şey, doğanın işleyişi olarak görüp onu kucaklayabiliriz. İncil, Memento Mori demiş, bense ekliyorum : Memento mori et ama, Ölümü hatırla ve onu sev.

(Latince’de hata varsa lütfen uyarınız.)